Loader

koronavirüs ile belirginleşen sorun

Koronavirüs salgını, kimisine göre modern dönemde insanlığın karşılaştığı en büyük krizlerden birisidir. Buna itiraz etmek oldukça zor, fakat koronavirüs salgını sadece sağlıkla sınırlı bir olay olmayıp küresel çapta siyasi, ekonomik ve kültürel etkileri oluşturan ve oluşturmaya da devam edecek gibi gözüküyor. Bu salgın aynı zamanda küresel yönetişim sorununu daha da açık bir şekilde gözler önüne serdi.

Dünya toplumları her ne kadar farklı sosyal, kültürel ve siyasi yapılara bölünse de, nihayetinde bütün insanlık bir ailedir. Aynı gezegende yaşayan, biyolojik özellik ve ihtiyaçları ortak olan, maddi ve manevi benzer yapılar gösteren ve en önemlisi empati ve işbirliğini yapabilen bir türdür insan. Koronavirüsü bu gerçeği de bize açıkça göstermiş oldu. Yine küresel bir sorun olarak bu virüs, küresel işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Fakat küresel işbirliği de nihayetinde bir koordinasyon ve liderlik gerektirmektedir. Bu da uluslararası ilişkilerde tarih boyunca büyük güçlerin sorumluluğudur. Bugün tek süper güç olan ABD’nin bu virüsle mücadelede öncülük etmesi, organizasyon yapması, çözüm ve önlemlerde aktif olması ve uluslararası platformları aktif hale getirmesi gerekmekteydi. Fakat şu ana kadar bunu yapmadığı gibi, bundan sonra da bunu yapacak gibi görünmemektedir. Bunun hep yapısal hem de ekonomi-politik nedenleri var.

Analistlere göre, 2008 küresel ekonomik krizi ile 2014’te Afrika’da yeniden ortaya çıkan ölümcül ebola virüsünün küresel çapta çok yıkıcı bir sorun haline gelmemesinin ardındaki ana nedenin o zamanki Obama Yönetiminin güçlü ve etkin bir liderlik yapmasıdır. Bugünkü Trump yönetimi maalesef bu sorumluluğu yerine getiremediği gibi, ABD’nin kendi içinde bile çok kötü bir yönetişim sergilemektedir. Küresel bir gücün iç sorunlarına odaklanması ve dünyayı gözardı etmesi küresel barış ve istikrar için ölümcül bir hatadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Milletler Cemiyeti’nin başarısız olması ve İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkmasının ana nedenlerinden birisinin o zaman hegemon güç olan ABD’nin cemiyete üye olmaması gösterilmektedir. Hegemonik istikrar(sızlık) tezi ile açıklanan bu durum, bugün de karşımıza çıkmaktadır. Bu durum halihazırda büyük bir risk doğurduğu gibi, kriz sonrası süreçte de büyük bir tehdit teşkil edecektir.

Korona virüs, küresel çapta derin bir ekonomik, sosyal ve siyasal krizin de habercisi maalesef. Bu kriz süreci uzadıkça küresel ve toplumsal etkileri de o denli derin olacaktır. Krizden sonra şu anda alınan olağanüstü önlemler etkisini devam etse bile, ondan bir süre sonra küresel çapta toplumsal hareketler, ekonomik krizle birlikte otoriter rejimlerin büyük oranda sarsılmasını getirecektir. Küresel yönetişim sorunu devam ederse ki, etmemesi için bir neden yok, dünya büyük oranda siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşacak ve bu krizler küresel çapta bir istikrarsızlık doğurabilecektir.

İnsanlık ailesi için korona virüs, bir sınavdı ve maalesef bugünkü manzaraya bakılırsa başarısız olduk. Yarın öbür gün, olası bir biyolojik virüsle birlikte siber bir virüs ortaya çıkar da internet altyapısı da kullanılamaz hale gelirse, asıl büyük felaket o zaman olacaktır. Zira, bu kadar dijitalleşmiş ve siber teknolojiye birçok yönden bağımlı hale gelen dünya ekonomisi, ticaretin ve iletişimin kesintiye uğraması halinde, insanlık çok büyük bir krizle karşılaşmış olacaktır. Bugün bir tek virüsle baş edemeyen insanlık, yarın daha komplike ve birçok düzeyde meydana gelecek bir krizde daha büyük sorunlarla karşılaşacaktır. Bu nedenle, korona salgınından ders alıp küresel iş birliği ve ortaklaşmaya daha fazla önem vermemiz gerektiğini anlamalıyız.

Muhammed Mustafa OLGUN

Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yaz