Loader

Dünden Bugüne Türkiye Ekonomisi

Kendimi bildim bileli ekonominin kötüye gittiğini iddia eden bir muhalefet var, bu iddiayı inanarak veya inanmayarak destekleyen basın-yayın organları ve oluşturulan bu algıya inanan (inanmak isteyen) bir topluluğa hep beraber şahitlik ediyoruz. Bu insanların kimisi bilgisizlikten, kimisi de ideolojik olarak bu şekilde davransa da konu ekonomi olunca toplumun her kesimini ilgilendirdiğini bilerek, aklıselim sahibi hareket etmemiz gerekiyor. Ülkemizde taş üstüne taş koyanla, buna engel olmaya çalışanı iyi ayırt etmeliyiz. Hepimiz yurttaşız ve aynı geminin yolcularıyız; varmak istediğimiz yer aynı, geminin dümeninde kimin olduğuna değil dünden bugüne nereye gittiğimize ve ne kadar yol aldığımıza bakmakta fayda var.

Geçmişle bugünü kıyaslamanın yanlış olduğunu iddia edenler için bu paragrafı yazıyorum, 21.yy ile beraber yakın coğrafyamızda karışıklıklar artmış, ticaretin en kolay yapılacağı sınır komşularımızda yani yakın pazarlar iç karışıklık ve savaş nedeniyle kapanmış, dünya küresel ekonomik krizler ve resesyonlar yaşamış, ülkemizin başından Gezi Parkı ve 15 Temmuz hain darbe girişimi ve son olarak pandemi gibi onca badire gelmiş geçmiş ve bazılarının etkisi devam ediyor; yani 20 yılda ekonomiyi majör olarak olumsuz yönde etkileyecek sayısız olay gelmiş geçmiş, bakalım ekonomimiz doğru kaptanla fırtına ve sallantılara rağmen hangi yöne ne kadar gitmiş ?

İlk olarak gündemi çokça meşgul eden dolar kuru ile başlayalım. Özellikle son zamanlarda dolar 10 lira oldu olacak diye spekülasyonlar çıkartıp, ülkenin ekonomik olarak bittiğini iddia edenler için dönüp bir geriye bakalım. 1950 yılında 2,8 TL olan dolar kuru, 1970 yılında 15 TL’ye, 1980 yılında 70 TL’ye, 80 darbesi sonrası 2300 TL’ye yükseldiğini gördük. 1994 yılında 40.000 TL’ye ve ardından 1995-2001 yılları arasında koalisyon hükümetleri, bankacılık sistemindeki sıkıntılar ve yönetimdeki uyuşmazlıklar sebebiyle ( sıkı durun ! ) 1.642.000 TL’ye kadar yükselmiştir. Yani işin özü 1950-2000’li yılların başına kadar basit bir matematik hesabı ile dolar her yıl ortalama 1,28 kat Türk Lirası karşısında değerlenmiştir. Paradan altı sıfırın atılması ile 1,6 TL olarak şekillenen dolar kurunu, 2002 yılından günümüze her yıl Türk Lirası karşısında 1,28 kat değerlenmeye devam ettiğini düşünecek olursak günümüzde 6,90 TL olan kurunun 136 TL olacak şekilde görüyor olacağımızı hatırlatarak ekonominin ne denli bir düzelme içeresine girdiğini görmek de çok zor olmayacaktır.

Gelelim hepimizi ilgilendiren enflasyona ve faizlere. Bildiğimiz gibi enflasyon ve kur birbiriyle paralellik gösteren parametrelerdir. Dolar kurunda yakalanan başarının enflasyona yansıması çok normal ancak ekonomiye veryansın edenler 1980’de %110, 1990’da %60, 2000’de %55 enflasyonu yaşamamışlar gibi, tek haneli enflasyonu hedef olarak gösterip bunu göreve gelmesinden 2 yıl sonra başaran bir hükümeti tebrik etmek yerine, son dönemde Amerika ile yaşanan sıkıntılar dolasıyla uzun yıllar sonra ilk kez çift haneleri gören enflasyon için, ülkemiz sanki yolun sonuna gelmiş gibi bir algı oluşturmalarında maalesef mantık ararken zorlanıyorum. Faiz noktasında, 90’lı yıllarda yıllık faizlerin %80 olduğu ve 2002 yılında görevi %60 faiz ile devralan hükümet, göreve geldiği andan itibaren faizleri kademeli olarak tek haneye indirmiş ve şu anda yıllık politika faizi % 8,75 düzeyindedir. Hem yatırım kararlarını hem de tüketimi ciddi oranda etkileyen faizlerin bu düzeyde olması, hızla sanayisini geliştiren, üretimini ve dolaylı yoldan ihracatı ve istihdamı arttıran bir ülkenin olmazsa olmazıdır.

Bu verilerden sonra bunların sonucu olarak ortaya çıkan, gerçekleri en iyi yansıtan alım gücümüz nasıl değişmiş ona bir bakalım. Alım gücüne kayıtlı işçilerin %40’ını oluşturan asgari ücret alan vatandaşlarımız üzerinden değerlendirmek bizi en doğru sonuca götürecektir. 2002 yılında asgari ücret 108 dolar, Amerika’da son 18 yılda ortalama yıllık %2 enflasyon olduğunu göz önünde bulunduracak olursak enflasyondan arındırdığımızda alım gücü 2002 yılına göre artmamış bir işçinin alması gereken maaş günümüzde 154 dolar olması gerekiyor. 2324 TL olan asgari ücretin dolar karşılığı 336 dolardır ve bir işçinin alım gücü enflasyondan arındırılmış şekilde 2,18 kat artmıştır. Yani bu veri, muhalefetin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) rakamlarının 2002 ile 2020 yıllarındaki 2,8 kat artışı; ‘’zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptınız’’ olarak dile getirdiği iddianın gerçeği yansıtmadığına ilişkin en önemli kanıttır.

Doğru kaptanla birlikte ülkemizin imkanlarının en iyi şekilde kullanıldığı ve bunca badireye rağmen istikametinden hiç şaşmadığı, ‘’zengininin daha zengin beraberinde fakirinin de daha zengin olduğu’’ bir ülkede, bunca olumlu şeye rağmen acımasızca eleştirenler için söylenebilecek en güzel söz ‘’it ürür kervan yürür’’ olacaktır.

ALLAH(c.c) hem milletimiz hem de dünyanın her yerinde bize ihtiyacı olan insanlar için istikametimizi bozmasın, gücümüze güç katsın.

ŞAKİR GÖZÜAÇIK

Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yaz