Loader

Sakarya Savaşı ve Diplomatik Sonuçları

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşanın Dokuzuncu Ordu Müfettişi göreviyle Samsun’a çıkmasıyla başlayan Türk milletinin kurtuluş mücadelesinde, aktif savaş dönemine geçilmiş, şarkta ve güneyde istenen başarılar elde edilmiş, garbta ise Yunanlar ile olan mücadele kıyasıya sürmektedir. İsmet Paşa’nın başını çekmiş olduğu İnönü muharebeleri kazanılmış ama Kütahya-Eskişehir Savaşında istenilen başarı kazanılamamış, Türk ordusu Yunanlara mağlup olmuştu.

Bu mağlubiyetten sonra TBMM, Mustafa Kemal Paşa’ya üç ay süre ile başkomutanlık yetkisini vermiştir. Bu süreç içerisinde tüm yetkiler, Mustafa Kemal Paşa’da idi. Paşa bu durumun üç aydan fazla sürmesini istemiyordu çünkü tek adam olmaktan çekiniyordu. Paşa bu unvanla ilk iş olarak tüm yurtta Tekalif-i Milliye emirlerini çıkardı. Bu emirler doğrultusunda her il, ilçe ve kazada encümenler kuruldu. Parası daha sonradan ödenmesi şartıyla Türk ordusuna gereken yiyecek ve giyecek malzemelerin yüzde kırkına, asker, mühimmat vs, taşıyabilecek araçların yüzde yirmisine milli ordu tarafından el konuldu. Galip gelen şark ve güney cephelerinden bazı birlikler de garp cephesine taşındı. Yunan artık Ankara’nın sınırına kadar dayanmıştı. Top sesleri meclis toplantılarına eşlik ediyordu. Bazı vekiller, meclisin Ankara’dan Kayseri’ye taşınmasını istiyordu. Bu tartışmaların alevlendiği sırada Mustafa Kemal Paşa çıkıp “Efendiler, Toroslar’a çıkıp bakın! Nerede bir yörük çadırı görürseniz, dumanı da tütüyorsa dünyada hiçbir kuvvet bizi yenemez.” diyerek bu münakaşalara son noktayı koymuştu. Paşa, Tekalif-i Milliye emirlerini de bu sözüne güvenerek çıkarmış, milleti de onu yüzüstü bırakmamıştı.

Tüm hazırlıklar tamamlanınca Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, nihayet Polatlı’da bulunan Batı Cephesi karargahına geçti. Türklerin bu hamlesine karşılık Yunan Kralı Konstantin de İzmir’e geçerek Yunan Ordusu’nun başına geçti. 23 Ağustos günü iki ordu, Sakarya’da karşılaştı. Önce Yunan Ordusu taaruzza geçti ama Türkler bu saldırıyı durdurabildi. Daha sonra Türkler, Yunan ordusunun taarruzunu kırarak ilerleyebildi. En sonunda Türk ordusu tamamen üstün gelip taarruza geçti. Bu taarruza dayanamayan Yunan ordusu dağıldı ve Sakarya’nın doğusuna kadar çekildi. Mustafa Kemal Paşa bu savaşta “Hatt-ı Müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı kanla sulanmadıkça terk olunamaz.” sözüyle dünya savaş literatürüne bir yenilik getirmiştir.

Sakarya Savaşından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, dış politikada daha çok dikkate alınmaya başlanmış ve dışarıda İstanbul Hükümeti yerine Türk milletinin temsilcisi olmuştu. Özellikle İngiltere, TBMM’nin Sakarya Savaşını da kazanarak gücünü arttırmasından endişelenmişti. Çünkü bu durum hem müttefiki Yunanistan’ın elindeki İzmir’i hem de kendi elinde tuttuğu Musul’u riske sokuyordu. Bu yüzden Britanya Sömürgeler Bakanı Winston Churchill, Türk-Yunan savaşının hemen bitmesini istiyordu. Britanya olaya karışıp iki ülkenin barış yapmasını istedi. Sakarya Savaşından sonra Yunanistan’ın Anadolu’da tutunamayacağı belliydi. Bu yüzden Britanya elindekiyle yetinmek istiyordu.

Fransız kamuoyu, hükümetin hala Anadolu için uğraşmasından rahatsızdı çünkü güney cephesinde çok sayıda askerlerini ve paralarını yitirmişlerdi. Bu savaştan sonra Fransa, TBMM’ye heyet gönderdi. Fransız heyetinin başında Franklin Bouillon vardı. Bu görüşmeye bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa katıldı. Türk tarafı bu görüşmelerde Misak-ı Milli kararları üzerinde durdu. Sakarya Savaşını Türklerin kazanmasıyla beraber görüşmeler bizim lehimize devam etmişti. Fransızlar azınlıklara geniş haklar ve Misak-ı Milli kararlarından fedakarlık istediler ama Mustafa Kemal Paşa ve ekibi bunu kesin olarak reddetti. Fransız ekibi de bu isteklerinden geri çekilmek zorunda kaldı. TBMM de Suriye sınırında ödün vermek zorunda kaldı. Hatay Suriye’de kaldı. Bu antlaşmadan sonra güney cephesindeki birlikler batı cephesine kaydırıldı.

Ankara Antlaşması, TBMM ile Fransa’nın imzaladığı ilk antlaşma özelliğini taşımaktadır. Bu antlaşma ile beraber Fransa, Misak-ı Milli’yi tanımış oldu. Bu antlaşma, TBMM için diplomatik anlamda çok büyük bir kazançtır.

Çanakkale Savaşı’nı Türkler’in kazanmasıyla Rus Çarlığı yıkılmış, yerine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kurulmuştu. 23 Nisan 1920’de de Ankara’da yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Bu iki yeni hükümet, Sakarya Savaşından sonra Moskova’da görüşmelere başlayarak resmi ilişkilerine başlamış oldu. 16 Mart 1921’de Türk-Sovyet dostluk antlaşması imzalanmış ve bu antlaşma doğrultusunda SSCB, TBMM’ye 10 milyon ruble altın yardımında bulunmuştu ama yine de Ruslar TBMM’ye tam anlamıyla güvenmiyordu. Bu yüzden, Kütahya-Eskişehir Savaşından sonra Ruslar Enver Paşa’yı Kafkaslar’da olası bir mağlubiyet sonucunda Anadolu’ya göndermeyi düşünüyordu. Sakarya Savaşından sonra böyle bir tehdit ortadan kalkmıştı.

13 Ekim 1921 tarihinde SSCB’ye bağlı Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan ile Kars Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma SSCB ile imzalanan Moskova Antlaşmasını tamamlamıştır. Türkiye’nin doğu sınırı konusunun da dahil olduğu Moskova Antlaşması’na Kafkasya devletleri katılmadığı için onlarla ayrı antlaşma yapmak gerekiyordu. SSCB, Moskova Antlaşması’na Kafkas devletlerinin de katılmasını istemiş ama TBMM bu devletlerin sorun çıkarabileceği endişesiyle bunu kabul etmemişti. Gürcü hükümeti, 30 Temmuz 1921 günü toplanmak istemiş ama TBMM o sıkıntılı dönemde bunu yapmak istememişti. Sakarya Zaferinden sonra toparlanan TBMM, toplanmayı kabul etmiş ve 26 Eylül’de Kars’ta görüşmelere başlanmıştır. Görüşmelere Türk heyetini temsilen Kazım Karabekir Paşa katılmıştır. Moskova Antlaşması’nda alınan kararlar Kars’ta da tekrarlanmış ve Türkiye’nin doğu sınırı kesinlik kazanmıştır. 13 Ekim 1921 tarihinde Kars Antlaşması imzalanmıştır.

Britanya ile TBMM arasında farklı bir sorun daha vardı. Bu sorun İngilizler’in Malta’ya sürdüğü Tükler ile TBMM’nin esir aldığı İngilizler idi. İki tarafın da elinde önemli isimler vardı. Winston Churcill, 17 Temmuz 1920 tarihinde Türkler ile olan esir değişimi konusunu İngiliz meclisinde gündeme getirdi. Churcill, bu konuyla alakalı olarak “Sürgünler elimizde kaldıkça bize yük ve masraftır” demişti. Hükümet sürgünleri salmak istemiyordu. Çünkü bunu TBMM karşısında bir güçsüzlük olarak görüyorlardı.

Bu konu hakkında ilk görüşme 1921 Londra Konferansı’nda oldu. İngilizler savaş suçlusu sayılan esirler dışında esirleri vermek istemiş ama Türk delegesi Bekir Sami Bey, tüm esirlerin özgürlüğünü istemişti. Bu ilk görüşmeler başarısız oldu.

Daha sonra yapılan görüşmelerde İngilizler, Ermeniler ve İngilizlere kötü davranan esirler hariç diğerlerini iade etmeyi teklif ettiler. Karşılığında TBMM tüm esirleri özgür bırakacaktı. Bekir Sami Bey bunu kabul etti ve antlaşmayı imzaladı ama Mustafa Kemal Paşa bunu kabul etmedi ve antlaşma imzalanmadı.

Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra Britanya bu konuyu yeniden açtı ve bütün Türk esirler ile bütün İngiliz esirlerin değişmesini kabul etti. 23 Ekim 1921 tarihinde iki ülke arasında esir değişimi antlaşması imzalandı.

Sakarya Savaşı’ndan sonra 2 Ocak 1922 tarihinde de Türk-Ukrayna dostluk antlaması imzalandı.

Sakarya Savaşı’nda elde ettiğimiz zafer, dünya kamuoyunda tanınmamızı, Türk milletini temsil eden kurumun TBMM olduğunu kanıtlamıştı.

Abdulvahap DUMAN

KAYNAKÇA
– Mustafa Kemal ATATÜRK, Nutuk (Ankara: İş Bankası Yayınları,2008)
– İlber ORTAYLI, Gazi Mustafa Kemal Atatürk (İstanbul: Kronik Yayıncılık,2018)
– Selahattin TANSEL, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı (Ankara: Türkiye Vakıflar Bankası Kültür Yayınları, 1965)
– Cevdet KÜÇÜK, TDV İslam Ansiklopedisi, “Milli Mücadele” Maddesi
– Hatice Hilal Seyhan, “Sakarya Savaşı’nın ve Zaferi’nin Yankıları” Yüksek Öğretim Kurumu,2004

Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yaz